1 Ekim 2012 Pazartesi

Ayda Deprem Olur Mu?


Bilim adamları Ayda, dünyamızdaki gibi deprem olup olmadığını araştırdılar. Ve yapılan araştırmalar neticesinde deprem olduğu bilimsel olarak açıkladılar. Bu araştırma sırasında Apollo projesi ile kanıt kazandırdılar. Aya giden uzay adamları sismograf denilen sarsıntıları kaydeden aletleri ay yüzeylerine yerleştirdiler. Aydaki sarsıntıları kaydedip anında dünyaya bildirecek şekilde tasarladılar. Bunlardan dört tanesi 1977 yılının sonlarına doğru elde ettikleri bilgileri dünyaya göndermeye devam ettiler. Bu sismografları sırasıyla Apollo 12.14.16 nın astronotları yerleştirdi.
Bu alet sayesinde dünyaya gönderilen bilgi sayesinde, Ay da üç türlü sarsıntının varlığı ortaya çıktı. Birinci sarsıntı jeolojik etkenli yani bizim bildiğimiz dünyada da olan deprem, İkincisi, dünyanın çekim kuvvetinden meydana gelen yani ayın çekimi dolayısıyla, dünyadaki gelgitin olmasından kaynaklanan deprem şeklidir. Dünyada sularda gelgit olayını yaşıyoruz bu gelgit olayı bilindiği gibi sadece suda olmamaktadır, dünyanın katı yapısında da oluşuyor buda ay da depreme yol açıyor. Üçüncüsü ise yani en önemlisi göktaşlarının ay yüzeyine çarpmasından ileri gelen sarsıntıdır. Ayın etrafında atmosfer olmadığından uzaydan gelen göktaşları önlerinde hiçbir engel yoktur böylece Ay yüzeyine hızlı çarpmaktadır. Bu da sarsıntıya neden olmaktadır.
1977 yılının temmuz ayının sonuna kadar, 8 yıl boyunca sismograflar 12032 sarsıntı kaydetmiştir. Ayda 12032 sarsıntının 32 si birinci tür sarsıntı, yani jeolojik nedenli, 2800 ü ikinci tür deprem yani gelgit olaylarından meydana gelen sarsıntı,1700 ü üçüncü tür sarsıntı yani göktaşlarından meydana gelen sarsıntı,7500 de henüz belirli bir sınıfa konulmamıştır. 13 Mayıs 1972 günü meydana gelen sarsıntıyı Aydaki dört sismograf kaydedip dünyaya bildirdi. Elde edilen bilgilerin incelenmesi, bu sarsıntının Ay yüzüne düşen ve ağırlığı birkaç ton olan bir göktaşından meydana geldiği ortaya çıktı. Çarpışma o kadar şiddetliydi ki bilim adamları böyle bir olayın ancak 200 ton dinamitin patlaması sonucu elde edilebileceği hesapladılar. Sarsıntının şiddetiyle uzaya fırlayan göktaşları 140 km yarıçaplı bir alana saçıldılar.
Aydaki deprem her yıl kendini tekrar etmektedir. Nisan ve haziran aylarında sarsıntılar çok sık meydana gelmektedir. Ay yüzeyinde 100 km olan bir alan üzerine her üç günde bir göktaşı düşmektedir. Fakat bunun nedeni yapılan araştırmalar sonucu bulunamamaktadır. Bu araştırmalar bir gerçeği daha gün yüzüne çıkarmaktadır. Dünyamızı saran atmosfer bizi göktaşlarından nasıl koruduğunu ortaya koymaktadır. Her gün gökyüzünden göktaşı düşme olasılığı insanoğlunu nasıl korkuya sürükleyeceği tahmin etmek pekte zor olmaz. Ve depremin şiddetine nasıl karşı konulurdu oda muamma.

Tövbe Nedir?


Tövbe, farkında olarak veya olmayarak, açık veya gizli işlenmiş günahlardan, hatalardan pişman olmak, onları bir daha yapmamak için niyet etmek ve tekrar aynı hatalara düşmemek için çaba göstermektir. Tövbe yalnızca söylemekle olmaz. İnsan tövbe ettiği şeyi bir daha yapmamak için gayret etmelidir. Yani Allah’a itaat etme konusunda kendisini kontrol etmelidir.
Tövbe, kabul edenin yalnızca Allah olduğunun bilincine varmaktır. Bu maksatla tövbe Allah ile kul arasında hiçbir aracının olmadığının işaretidir. Tövbe etme imkanı olmasaydı insan yaptığı hataların altından kalkamaz, vicdan azabından kurtulamazdı. Tövbe, bir ayna görevi görerek kendimizle yüzleşmemizi sağlar. Tövbe, manevi dünyamızdaki yaralarımıza en şifalı ilaçtır. Tövbe, günah kirlerini yıkayıp ruhumuzu temizleyen bir sudur.
Tövbe etmek için sadece hata yapmış olmak gerekmez. İnsan her zaman tövbe edebilir. Bu, insana huzur vereceği gibi Allah’ın da hoşnutluğunu kazandıracak bir davranış olacaktır. Kalp, yaratılıştan tertemiz bir aynaya benzer. Bazı hatalar nedeniyle temizliğinikaybeden bu ayna tövbe ederek sık sık parlatılmalıdır. Peygamberimiz (s.a.v) bile kendisinin günde yüz kere tövbe ettiğini belirtmiştir. Böylece ümmetine tövbe etmenin önemini anlatmaktadır.
Kişi işlediği günahlardan gerçekten pişman olup bunları bir daha yapmamak için kesin karar vermelidir. Yani tövbede en önemli şart samimiyettir.İnsan tövbe ederek hayatında bazı şeyleri değiştirebilir. Bu değişim kişinin düşüncesinde, duygularında, amaçlarında ve sonucunda da davranışlarında meydana gelir.
Tövbe etme imkanı, Allah’ın kullarına en büyük hediyelerindendir.

Fizikte Temel Kuvvetler


Kuvvet; genel olarak kütlesi olan bir cisme hareket yeteneği kazandıran, cisim duruyorsa hareket ettiren, hareket ediyorsa durduran, yönünde değişime sebep olan ya da şekil değişikliyle kendini gösteren etkidir. Yönü, büyüklüğü ve doğrultusu olan bu etki vektörel bir niceliktir.
Madde; lepton, mezon ve baryon gibi altı parçacıkların (kuantumların) birleşmesiyle oluşurken fizikte dört temel kuvvetin birinin ya da bir kaçının etkili olduğu görülür. Bu dört çeşit temel kuvvet etkin oldukları kısımlar ve özellikleri anlamında birbirinde oldukça farklıdır.
Bu dört temel kuvvet:
1-) Kütle-çekim Kuvveti
2-) Zayıf Nükleer Kuvvetler
3-) Elektromanyetik Kuvvetler
4-) Şiddetli Nükleer Kuvvetler şeklindedir.
1-) KÜTLE-ÇEKİM KUVVETİ
Yer çekimi kuvvet olarakta bilinir. Kütlesi olan cisimlerin birbirini çekmesinden kaynaklanır. Bu kuvvet şiddet olarak en zayıf kuvvettir. Ağırlık bu tür bir kuvvettir. Ve kütlelere etki eder. Etki alanı yani menzilleri sonsuzdur. Fakat uzaklık arttıkça azalır. Gündelik yaşamda herhangi iki kuvvetin birbirine uyguladığı kuvveti yeterli hassasiyetle ölçmek günümüz teknolojisiyle oldukça zordur. Örnek olarak Newton’un genel çekim kanunu: F=G.m.M/R² burada m, birinci cismin kütlesi M, ikinci cismin kütlesi R, cisimler arasındaki uzaklık ve G evrensel çekim sabitidir.
2-) ZAYIF NÜKLEER KUVVETLER
İsmi zayıf kuvvet olmakla birlikte kütle-çekim kuvvetinden 10 üzeri 32 kat daha büyüktür. Fakat diğer kuvvetlere oranladığımızda oldukça zayıftır. Bu kuvvet lepton, mezon ve baryon gibi elemanter parçacıklara etki eder. Ayrıca çekirdeklerin kararsız olmasından da bu kuvvet sorumludur. Etki ettiği parçacığın bozunmasına sebep olur. Menzili oldukça kısadır. Örnek olarak beta bozunumu gösterilebilir.
3-) ELEKTROMANYETİK KUVVETLER
İsminden de anlaşıldığı gibi elektrik ve manyetik kuvvetten kaynaklanır. Elektrik kuvveti yüklü parçacıkların birbiri ile etkileşmeyle, Manyetik alan kuvveti ise bu yüklü parçacıkların hareket etmesiyle oluşur. Zayıf kuvvetlerden [10 üzeri 4] defa daha büyüktür. Kütle çekim kuvvetinde olduğu gibi menzilleri sonsuzdur. Örnek olarak Lorentz kuvveti gösterilebilir. F=qE + qv x B
4-) ŞİDDETLİ NÜKLEER KUVVETLER
Baryonlara ve mezonlara etkiyen kuvvetlerdir. Çekirdeğin keşfinden sonra çekirdekte bulunan pozitif protonları çekirdekten fırmaktan alıkoyan bir kuvvet olduğu düşüncesi hakim oldu. Bu düşünce şiddetli nükleer kuvvetlerin keşfine zemin hazırlamıştır. Şiddetli nükleer kuvvetler elektromanyetik kuvvetlerden 10², zayıf kuvvetlerden 10 üzeri 6 – 10 üzeri 10, kütle çekim kuvvetinden ise 10 üzeri 38 kere daha şiddetlidir.
Bu dört temel kuvvetle ilgili özellikler aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tansiyon Ölçümünde Nelere Dikkat Edilmelidir?


Tansiyon, göründüğü gibi kolay bir değil aksine zor ve önemli bir iştir. Bazı noktalara dikkat edilmez ise yanlış ölçmek kaçınılmaz olur. Her aletin bir metodu olduğu gibi tansiyon aletinin de püf noktaları vardır. Ve bunu doğru şekilde yapmak sağlıklı sonuçlar verir.
Tansiyonu ölçülecek kişi, en az 30 dakikadan beri tam bir ruhsal ve bedensel dinlenme içinde olmalıdır.1 saat içinde kahve ve 15 dakika önce sığara içmemiş olması lazım. Tansiyon yükseltici ya da düşürücü ilaçları içmemiş olması lazım. Ölçme sessiz ve ılık bir yerde yapılmalıdır. Tansiyon her iki koldan yapılmalı, 20 yaş altındakilere bacaktan ölçülmelidir. İlk ölçme en az 5 dakika yatan hastanın kollarından yapılır. Sonra hasta oturtulur, oturan hastanın küçük tansiyonu hafif artar, büyük tansiyonu aynı kalır. Oturduktan hemen sonra ve 2 ve 5 dakika sonra tansiyon ölçülür. Ve en sonunda hasta ayakta dururken basınç ölçülür, kan hacmi azalmış ve damar daraltıcı sinirler bozuk olan hastalarda ayağa kalkınca tansiyon düşer, baş dönmesi olabilir. Bunu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Lastik kılıfın çevresi kol için 12,bacak için 15cm olmalıdır. Şişmanların ve atletlerin kolunda bacak kılıfı kullanılmalıdır. Çünkü kılıf dar gelirse sıkarsa tansiyon olduğundan daha yüksek çıkar. Kılıfın eni üst kolun 2/3 kadar olmalıdır. Kılıfın alt kenarı ise dirsek kıvrımının iki parmak üstünde gelmeli ve kılıf altına atardamar ortalanmalıdır. Dinlenme aparatı kılıfın altına sokulmadan atardamarın üstüne sıkıca konulmalıdır. Civa deposu ve kılıf kalp hizasında olmalıdır. Hava birden verilmeli ve yavaş yavaş düşürülmelidir. Kılıf hızlı boşaltılırsa eylemsizlik (inetia),nedeni ile civa kılıf içi basıncın gerisinde kalır. Kılıf yarı şişik durumda iken tekrar hava verilemez. Öncelikle basınç sıfıra düşürülmeli ve kılıf ancak bundan sonra şişirilmelidir. Göz manometreye bakarken kulak atardamar seslerini dinler. Sesin ilk duyduğu ses büyük tansiyon, son duyduğu ses ise küçük tansiyona karşılık olan basınçları verir. Tansiyon günde 3 kez ölçülmelidir, sabah, öğle, akşam ve bunların ortalaması alınıp sonuca bakılmalıdır. Köprücük altı atardamar darlıklarında sol ve sağ kol ölçümlerinde 10 mm den yüksek bir fark bulunur. Bu nedenle tansiyon her iki koldan da alınmalıdır.
Civalı manometreler, çok doğru ölçer, borularındaki hava ve civa kopçağı olduğu sürece hata yapmasına imkân yoktur. Yaylı manometreler ise zamanla gevşeyebilir ve bu nedenle 6 ayda bir civalı manometrelerle karşılaştırılmalıdır.

29 Eylül 2012 Cumartesi

BOŞALTIM SİSTEMİ ORGANLARI


Kanın süzülerek gereksiz ve zararlı maddelerin atılmasından sorumlu olan sistem.
Boşaltım sistemi organları, böbrekler, idrar kanalı ve idrar kesesidir. Böbrekler doğduğumuz andan itibaren durmaksızın çalışarak kanımızı süzerler ve dışarı atılacak olan idrarı oluştururlar. İdrar kanalı bir çift olarak böbreklerden aldığı idrarı, idrar kesesine iletir. Gün boyu sürekli olarak dolan idrar kesesi belirli bir hacme ulaşınca kasılmaya başlar. İdrar bu durumda işemeyle dışarı atılır.

BORSA


BORSABazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişleriyle uğraşanların, alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer.
Borsalar, yalnızca hisse senetlerinin değil, başka tür emtiaların (ticarî malların) ve enstrümanların da ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Örneğin bono ve tahvillerin genellikle menkul kıymetler borsalarının içersinde ticareti yapıldığı hâlde, döviz ticareti için döviz borsaları (forex, foreign exchange) ya da mal ticareti için emtia borsaları (commodity exchange) vardır. örneğin, pamuk fiyatlarının belirlendiği ve ticaretinin yapıldığı pamuk borsaları vardır (Türkiye’de de, İzmir’de pamuğun vadeli ticaretinin yapılacağı bir vadeli işlemler borsası kurulma aşamasındadır).
Türkiye’de borsanın tarihi Osmanlı’nın son dönemlerine kadar uzanmakla (özellikle bono piyasası) birlikte, 1970 ve 1980′lerin ilk yarısında, mekân olarak Sirkeci Vakıf Han’da bir tür tezgâh üstü piyasa (OTC; Over The Counter) şeklinde faaliyette bulunuyordu (Tezgâh üstü piyasalarda, sermaye piyasasına aracılık eden kurumlar, kendi aralarında, bir borsanın belirleyici kural ve tüzüklerine uyma zorunluluğu duymadan işlem (alım/satım) yaparlar. Bugün en gelişmiş piyasalardan biri olan Amerika Birleşik Devletleri’nde küçük işlem hacmine sahip bazı firmalar, borsa haricinde OTC olarak işlem görürler).
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), konjonktürel gelişmeler sonucu, hisse senetlerinin ticaretinin düzenlenmesi ve standartlaştırılması amacıyla, 1986′da Karaköy-Tophane’de faaliyete geçmiş bulunmaktaydı. Günümüzde, kendi modern binasıyla İstinye’de faaliyetini sürdürmektedir.
İlk zamanlarda az sayıda şirket, düşük işlem hacmi ve Türk ekonomisine endeksli hareket eden İMKB, günümüzde 270′ten fazla şirketin hisse senedi, ortalama 200-300 milyon dolarlık işlem hacmi ve dünya ekonomileriyle entegre bir şekilde faaliyetini sürdürmektedir.

BORNEO

Güneydoğu Asya takımadaları arasında yer alan, dünyanın en büyük adalarından biri. Yönetim olarak Brunei Sultanlığı, Malezya ve Endonezya’ya ait birkaç bölgeye ayrılır. Adanın orta kesimlerinde yüksek bölgeler bulunmasına karşın, gerçek anlamda dağlara az rastlanır. Adanın çevresinde geniş alüvyon ovaları bulunur. Sıcak ve nemli ekvator iklimi egemendir. Yıl boyunca yağmur yağar. Adanın neredeyse tamamını kaplayan yağmur ormanları genellikle tropikal ağaçlardan oluşur. Çok sayıda maymun ve tapir türünü barındıran yağmur ormanları, bitki ve hayvan çeşitliliği bakımından da son derece zengindir.